Otel zincirleri kendini genellikle oda sayısı, yeni tesisler ya da havuz manzarasıyla anlatır. Ancak Dedeman Hospitality, 60. yaşında masaya bambaşka bir konu getiriyor: ekmek, tahıl ve sofra. Türkiye’nin ilk yerli otel zinciri unvanını taşıyan grup, yeni projesine Başak Yolu adını verdi. Proje, Türkiye İş Bankası ITF – İstanbul Turizm Fuarı’nda ilk kez kamuoyunun karşısına çıktı.

İlk bakışta bir gastronomi girişimi gibi dursa da Başak Yolu çok daha geniş bir çerçeve çiziyor. Proje; toprağı, üreticiyi, ustayı, sanatçıyı, araştırmacıyı ve misafiri aynı masaya oturtmak istiyor. Üstelik bunu Anadolu ve Türk Dünyası’nın binlerce yıllık üretim ve konukseverlik birikimine, bilimsel çalışmalara dayanarak yapmayı planlıyor.

Başak Yolu projesinin tanıtıldığı Türkiye İş Bankası ITF İstanbul Turizm Fuarı sahnesinde katılımcılar

Başak Yolu Nereden Çıktı?

Hikâyenin çıkış noktası insanlık kadar eski: tahıl ve ekmek. Dedeman, projeyi anlatırken özellikle iki bilimsel çalışmaya atıf yapıyor. İlk olarak 2018’de PNAS dergisinde yer alan arkeobotanik araştırma var. Bu çalışma, Kuzeydoğu Ürdün’de yaklaşık 14 bin 400 yıl öncesine ait ekmek izlerini ortaya koydu. İkincisi ise 1997’de Science dergisinde çıkan bir DNA araştırması. O çalışma da evcil siyez buğdayının kökenini Diyarbakır’daki Karacadağ bölgesine bağlıyor.

Bir otel markasının basın bülteninde PNAS ve Science referansı görmek pek alışık olduğumuz bir durum değil. Bu tercih, projenin bir reklam sloganından fazlası olma iddiasını da açıkça gösteriyor. Öte yandan Dedeman’ın çıkış fikri hanlara dayanıyor. Tarih boyunca yolcular hanlarda yalnızca gecelemedi; bilgi, kültür ve tarifler de o duvarların arasında el değiştirdi.

Otel deneyimini yeniden tanımlama çabası aslında dünyada yeni değil. Kruger Shalati Train Lodge gibi projeler bunu mekân üzerinden yapıyordu. Başak Yolu ise aynı arayışı sofra üzerinden deniyor ve oteli, şehri ve yemeği yeniden aynı hikâyede buluşturmak istiyor.

Altı Yol, Altı Eylem

Projenin iskeletini altı yol oluşturuyor. Her yolun karşılığında da bir eylem var:

  • İpek Yolu: yürümek
  • Kervan Yolu: konaklamak
  • Başak Yolu: üretmek
  • Atalar Yolu: aktarmak
  • Tokat Yolu: nakşetmek
  • Dedeman Yolu: ağırlamak

Bu listede en çok dikkatimizi çeken Tokat Yolu oldu. Yüzyıllardır süren Tokat baskı geleneğinin kalıpları da projenin bir parçası. Hedef, bu zanaatın desen, teknik ve ustalık bilgisini koruyup sonraki kuşaklara aktarmak. Genellikle gastronomi projeleri yalnızca tabağın içine bakar. Dedeman ise masanın örtüsüne kadar düşünmüş gibi duruyor.

İstanbul Turizm Fuarı’nda Başak Yolu: 11 Şehir, 11 Sofra

Projenin ilk sahnesi fuar standı oldu. Dedeman Hospitality standında 11 şehir, kendi üretim ve sofra kültürüyle yer aldı:

Başak Yolu kapsamında 11 şehirden yöresel lezzetler: Süryani çöreği, Küllüoba ekmeği, mantı, içli köfte ve Kastamonu çekme helvası
  • Tokat: bağ yaprağı
  • Kastamonu: çekme helva
  • Şanlıurfa: içli köfte
  • Erzurum: kadayıf
  • Kayseri: mantı
  • Gaziantep: fıstık ezmesi
  • Trabzon: Akçaabat köftesi
  • Konya: kenevir helvası
  • Kars: peynirler
  • Eskişehir: Küllüoba ekmeği
  • Midyat: Süryani çöreği

Tanıtım görsellerinde bunlara ek olarak orcik, Ağın leblebisi ve badem şekeri de göze çarpıyor. Buradaki niyet, şehirleri yalnızca turistik birer durak olarak görmemek. Bunun yerine onları üretim biçimleri, yerel malzemeleri ve ustalarıyla birlikte ele almak.

Listenin yıldızı ise bizce Küllüoba ekmeği. Eskişehir’deki Küllüoba Höyüğü’nden yaklaşık 5 bin yıllık bir ekmek çıkmıştı. Fuardaki ekmek de aslında bu buluntudan ilham alıyor. Gernik buğdayı ve ekşi maya ile, özgün tarife sadık kalarak yeniden hayat buluyor. Kazı alanından gelen bir tarifin fuar sofrasına ulaşması, projenin geçmişi bugüne taşıma iddiasını en somut hâliyle anlatıyor.

Ustalık Sofrası ve Ölçünce · Kıvamında

Ekmek ve tahıl kültürü, projenin ana çalışma alanlarından biri. Ustalık Sofrası programı da tam bu noktada devreye giriyor. Program; ekşi maya, kadim tahıllar ve geleneksel reçetelerle ilgili bilgiyi doğrudan ustalardan kayda geçirmeyi amaçlıyor. Böylece bugün birkaç ustanın elinde kalan bilgi, kalıcı bir arşive dönüşebilir.

Projenin bir de kendi sözlüğü var. “Ölçünce · Kıvamında” adını taşıyan yaklaşım; malzemeyi doğru kullanmayı, emeğe saygıyı ve israfı azaltmayı merkeze koyuyor. Hatta Dedeman bu bakışa “Başakça” diyor. Kulağa hoş gelen bir kavram, ancak asıl sınavını otel mutfaklarının günlük işleyişinde verecek.

Başak Yolu İçin 2053’e Uzanan Takvim

Bizi en çok şaşırtan kısım, projenin zaman ölçeği oldu. Çünkü yol haritası 2026’dan 2053’e kadar uzanıyor ve dört evreden oluşuyor: Ekim, Filizlenme, Büyüme ve Hasat. İlk evre olan Ekim, 2026–2028 dönemini kapsıyor. Bu dönemin gündeminde ustaları ve zanaatkârları belgelemek, pilot sofralar kurmak ve bilimsel bir envanter hazırlamak var.

Sanat tarafında ise Başak Yolu Sanat başlığı altında duvar, sofra ve tarla adlı üç program yer alıyor. Ayrıca Antalya’nın Kasım 2026’da ev sahipliği yapacağı COP31 iklim zirvesi de planlar arasında. Proje, aynı zamanda orada iklim ve kültür ekseninde bir çalışma ortaya koymak istiyor. Buradaki fikir de ilginç: geleneksel üretim bilgisini nostaljik bir miras olarak değil, sürdürülebilirlik için bir kaynak olarak görmek.

Başak Yolu Önce Kurumun İçinde Başladı

Bir detay daha var ve bizce projenin ciddiyetini en iyi bu anlatıyor. Dedeman, projeyi dışarıya anlatmadan önce kendi ekibine anlatmaya başladı. Otel genel müdürleri ve merkez yöneticileriyle 7 Eylül’de başlayan program 12 oturumdan oluşuyor. Üstelik program, her birinin sorumlusu ve takvimi belli 36 somut aksiyonla 9 Ekim’de sona erecek.

Pazarlama kampanyaları çoğu zaman tersini yapar. Önce reklam gelir, operasyon da arkadan yetişmeye çalışır. Bu yüzden sıralamanın ters dönmesi olumlu bir işaret. Yine de misafir gözüyle bakacağımız yer belli: Dedeman otellerinin kahvaltı masasında ve restoran menüsünde bu 11 sofradan ne kadarını göreceğiz?

Sofrayı Kuran, Hikâyeyi de Taşır

Dedeman Hospitality yöneticileri, projenin arkasındaki düşünceyi şöyle özetliyor:

“Otelcilik yüz yıldır odayı anlattı. Biz odanın dışında kalanı anlatmak istiyoruz: şehrin sofrasını, sofranın arkasındaki toprağı, toprağın arkasındaki insanı. Bu bir kampanya değil; kampanyalar bitmek için başlar.”

Yöneticiler, hasadın 2053’te geleceğini de söylüyor. Üstelik bugün ektikleri tohumun gölgesinde belki kendilerinin değil, sonraki kuşakların oturacağını ekliyorlar. Sonuç olarak 27 yıllık takvimin mantığı da bu cümlelerde saklı.

Son Söz

Dedeman ilk otelini 6 Haziran 1966’da açtı. Dolayısıyla 60. yıl için çok daha kolay bir kutlama yolu seçebilirdi: bir parti, bir indirim kampanyası ya da yeni bir logo. Bunun yerine Anadolu’nun tahıl hafızasına uzanan ve sonucunu bugünkü yöneticilerin belki hiç göremeyeceği bir yolu seçti.

Elbette Başak Yolu’nun başarısını fuar standı değil, önümüzdeki yıllarda otel sofralarına yansıyan somut değişim belirleyecek. Kısacası niyet güçlü, takvim uzun ve heyecan verici. Biz de hem sofraları hem de projenin ilerleyişini takip edeceğiz. Otellerle ilgili detaylara Dedeman Hospitality resmi sitesinden ulaşabilirsiniz.

Sign Up for Our Newsletters

Get notified of the best deals on our WordPress themes.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Saly’s Tiny House Sunrise şehirden kaçmak isteyenler için!

Şehirden çok mu sıkıldın? Al Tiny House’unu nerede yaşamak istiyorsan orada yaşa!

Karantina Sonrası Hayali: Kruger Shalati Train Lodge

Benzersiz, egzotik ve manzaralarla dolu tüm beklentilerinizi karşılayacak.

Dünyanın en pahalı şarabı Royal Tokaji 2008 Essencia mı?

Sadece 20 şişe üretilen 40.000 dolarlık şarabın 11’i çoktan satıldı.